TEMALAR

YAŞANABİLİR BEYOĞLU

Beyoğlu ilçesi yerleşik nüfusu yaklaşık 230 bin kişi olup, İstanbul'un önemli bir tarihi ve kültürel merkezi olarak yıl içerisinde milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu mahallelerin önemli bir kısmı plansız gelişmiş ve bu bölgelerin altyapı ihtiyaçları, niteliksiz konut alanları, kentsel hizmetlerin yetersizliği, kamusal alan yetersizlikleri ve ulaşım sorunları bulunuyor. Büyük bir kısmı mühendislik desteği almadan yapılaşmış yapı stokuna sahip ve afet riskleri karşısında yaşamsal tehdit oluşturan, düşük yaşam kalitesi sunan yaşam alanları var.

Bu sorunların çözümü için yıllardır planlama ve kentsel dönüşüm çalışmaları yapılsa da halen karmaşa ve belirsizlikler bulunuyor ve sorunlar aciliyetini koruyor. Yaşanabilir Bir Beyoğlu amacıyla mekânsal ihtiyaçları yaşayanlarla birlikte belirleyerek, daha sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir kentsel çevre için tüm taraflarla birlikte uygulanabilir kentsel iyileştirme yöntemlerini Yaşanabilir Beyoğlu teması altında değerlendiriyoruz.

ÜRETEN BEYOĞLU

Beyoğlu İstanbul’da ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı, çeşitli sektörlerin ve iş kollarının bir arada olduğu ve kendine özgü ticaret ve üretim kültürü ile geleneksel ticaret ve üretimin önemli odaklarından biri. Ayrıca İstanbul’un Merkezi İş Alanının devamı niteliğinde ve çeşitli ölçeklerde ticaret, turizm, eğlence, lojistik, yaratıcı endüstriler, bilgi teknolojileri, finans, sağlık ve eğitim gibi sektörlerin değer ve istihdam ürettiği bir ilçe.

Sanatsal ve yaratıcı üretimin merkezi olduğu gibi Haliç Tersanesi gibi 500 yıllık bir endüstriyel mirasa ve onun üretim kültürüne de ev sahipliği yapıyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devletinin finans merkezi haline gelen ve 1930’lara kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin mali hayatında önemli bir rol oynayan Voyvoda Caddesi, bugünkü adıyla Bankalar Caddesi Karaköy’de bulunuyor.  Geçmişten beri önemli bir konaklama ve turizm merkezi olması, yeme-içme-eğlence, kültür-sanat faaliyetleri ve ticari faaliyetlerin geleneksel üretim mekânları ile uzun yıllara yayılan yakın ilişkisi ve hafıza mekânı niteliğinde sahip olduğu özgün işletmeleri Beyoğlu İlçesinin ekonomik çeşitliliğini destekleyen diğer değerleri.

Beyoğlu’nda ekonomik faaliyetlerde çeşitlilik kayboluyor. Var olan özgün mekanlar el değiştiriyor, küçük üreticiler, zanaatkarlar ve yerel esnaf büyük zincir işletmelerle rekabet edemez hale geliyor. Yabancı sermayeli firmaların yoğunlaştığı ve küreselleşmenin en çok hissedildiği Beyoğlu aynı zamanda siyasal, toplumsal ve ekonomik olaylardan en fazla etkilenen  ilçelerden biri.  Turizm odaklı kentsel politikalar ve büyük ölçekli projelerle değişimin hızlı ve yoğun bir şekilde yaşandığı Beyoğlu ilçesinde turizm ve tüketim odaklı dönüşüme bağlı artan kira fiyatları kent merkezinde yer alan küçük üreticilerin bölgeyi terk etmelerine sebep  oluyor. Ekonomik krizler, enflasyon ve kur dalgalanmaları, savaşlar, göç dalgaları ve beraberinde getirdiği kayıtdışı ekonomiler, pandemi ve sebep olduğu yeni çalışma koşulları, turizmde değişen trendler dünyayı etkilediği gibi İstanbul ve Beyoğlu ekonomisini de etkiliyor. Yeme, içme, eğlence, ticaret ve konaklama işletmeleri bu değişimlerden zarar görüyor.

Yerel ekonomik değer üretimine katkıda bulunmak amacıyla sektörlerin sorunlarını tartışmak ve ekonomik çeşitliliği destekleyecek çok boyutlu projeler geliştirmek amacıyla Üreten Beyoğlu temasını geliştirdik.

YARATICI BEYOĞLU

Beyoğlu Türkiye’nin kültür sanat yaşamının ve üretiminin merkezi olmasının yanında uluslararası bağlantı noktası olarak tüm dönemlerde önemli yer tutmuş bir ilçedir.  Özellikle İstiklal Caddesi ve çevresinde yer seçmiş olan müzeler, kültür merkezleri, sinemalar, tiyatro ve sergi salonlarıyla İstanbulluların, yerli ve yabancı sanatseverlerin hatta ziyaretçilerin uğrak noktası olma özelliğini yıllardır koruyor.

Beyoğlu’nun yıllar içindeki gelişimi; sahip olduğu özgün ve özgür ifade ortamı, toplumsal çeşitliliği, eğlence yaşamı ile üretim faaliyetleri birbirini destekleyen bir kültür-sanat endüstrisinin ve birbirini besleyen bu sektörlerin bir arada yaşadığı bir ekosistemin oluşmasını sağladı.

Son yıllarda kültür sanat ortamının canlılığını yitirmesi, sanat üretimi, sergileme ve performans alanlarının kapanması ya da başka bölgelere taşınması gibi sorunlar kamuoyu gündeminde sıkça tartışılıyor. Özellikle bağımsız sanatçılar ve gruplar artan kira değerleri ve ticarileşme karşısında burada varlığını sürdürmekte zorlanıyor, kültür-sanat üreticilerinin mekânsızlaşması sorunu öne çıkıyor.

Hayatın pek çok alanında yaşanan teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme kültür sanat alanında da kendini hissettiriyor. NFT, Metaverse ve sanal gerçeklik gibi teknolojik gelişmeler bire bir mekânda deneyimlenen kültür sanat faaliyetlerinin yerini alırken sektörün mekânsal ihtiyaçları değişiyor ve bu da çeşitli kayıpları beraberinde getiriyor. Müzelerin sanal olarak gezilebilir olmasının yanı sıra artan dijital platformlar, sinema, tiyatro gibi sahne sanatlarına pandemi ve ekonomik krizle birlikte ilginin azalması sektörü etkileyen diğer olumsuz gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor.

Pandemi kriziyle birlikte kişi ve saat sınırlamaları kültür sanat faaliyetlerini olumsuz etkiledi. Kültür sanat aktivitelerinin temel ihtiyaç olmaması ve pek çok aile için bütçede ilk vazgeçilen kalemlerden biri olması da kültür sanat alanında yaşanan temel sorunlardan biri haline geldi. 

Yaratıcı Beyoğlu teması ile Beyoğlu’nun bir toplumsal ifade, karşılaşma, buluşma ve diyalog alanı ve farklı toplumsal taleplerin gösteri ve ifade alanı olduğunu, kültür sanatın da bu karşılaşmaları besleyen yaratıcı bir disiplin olduğunu vurgulamak istiyoruz. İlçenin sahip olduğu kentsel canlılık, çeşitlilik, kültürel zenginlik, tarihi miras, yüzyıllardır bir ticaret merkezi olmasının etkilerinin yanında kültürel ve yaratıcı endüstrileri bünyesinde barındırması da İstanbul içinde her zaman önemli bir yere sahip olacağını gösteriyor.

DAYANIKLI BEYOĞLU

Afet riski ve afetlere hazırlık Beyoğlu’nun planlama gündeminin belirleyici unsurlarından biri. İstanbul’da deprem ve sellerin yanı sıra iklim krizinin etkisiyle yaşanacak aşırı doğa olayları, deniz seviyesinin yükselmesi, sıcaklık artışları gibi krizler de önümüzdeki yıllarda beklenen afetler arasında yer alıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde bir örneğini yaşadığımız salgın hastalık ve pandemi riskinin yanında afetlerin  birbirlerini  tetiklemesiyle  meydana  gelebilecek  çoklu  afet  riskleri de yönetsel ve mekânsal müdahale gerektiren konuları belirliyor. 

Haliç ve Haliç kıyılarına yönelik doğa tabanlı olmayan ekolojik yaklaşım, sıkışık ve depreme dayanıksız yapı stoku ve yoksulluğu derinleştiren kentsel dönüşüm uygulamaları, yangında girilemeyen merdivenli, çıkmaz sokaklar, yangına dayanıksız ahşap yapılar, iklim değişikliğinin etkilerini göz ardı eden kentsel uygulamalar, aşırı yağışlara bağlı kent selleri ve yoğun bir turistik merkez olmasına bağlı olarak oluşan atık, çevresel kirlilik gibi sorunlar dayanıklılık kapsamında Beyoğlu’nda çözülmesi gereken öncelikli sorunlar olarak görülüyor.

Beyoğlu’nda hem sosyal hem de fiziksel yapı, afet risklerine karşı yeterince dirençli olmadığı gibi, iklim krizine bağlı yaşanacak iklimsel olaylar nedeniyle bölgenin olumsuz etkilenme riski de çok yüksek. Beyoğlu genelinde afetlere ve iklim krizine karşı dirençliliği artırmak, etkili bir afet yönetimi kurgulamak ve kent ekolojisini dikkate alan altyapı ve çevre politikaları üretmek için Dayanıklı Beyoğlu temasını geliştirdik.

HATIRLAYAN BEYOĞLU

Beyoğlu, İstanbul'un kültürel çeşitliliğini yüzyıllardır yaşatan ve ona dünya kenti kimliğini veren başlıca yerleşim bölgelerinden biri ve İstanbul’un çok katmanlı sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal mirasını bünyesinde barındıran bir ilçedir. İstanbul’un kalbi niteliğindeki bu ilçede, Doğu Roma'nın başkenti Konstantinopolis’in karşı kıyısında yerleşen Ceneviz kalesinden kozmopolit Osmanlı'nın Rum, Ermeni ve Yahudi topluluklarının Pera, Galata ve Hasköy’de kurdukları yaşam alanlarına; Osmanlı'nın Batı dünyasına açılma sürecinde kurulan diplomatik misyonlardan Cumhuriyet döneminin modern mimari yapıtlarına ve önemli toplumsal olayların kamusal sahnesi olan mekanlardan, hayranlık uyandıran mahallelerdeki konut dokusuna kadar çok katmanlı bir tarihin izlerini yapılı ve sosyal çevresiyle görebiliyoruz. Bu anlamda, yüzyıllar boyunca süregelen bir tarihsel birikimle birlikte pek çok farklı toplumsal grup için de barınma, buluşma, ifade, keşif, özgürlük ve çatışma alanı olma özelliğine sahip olan Beyoğlu bu özelliklerini hala sürdürüyor. 

Beyoğlu, aynı zamanda İstanbul'un farklı dönemlerindeki sosyal dönüşümleri de yansıtan, şehrin başlıca kültür, sanat, eğlence, ticaret ve yaşam merkezlerinden biri. Farklı sosyal kesimlerin barındığı ve izlerini bıraktığı canlı bir kamusal yaşamın tanığı niteliğinde. İstanbul'da yaşayan ve onunla bağları olan herkese ait olan bu ortak mirasın günümüz İstanbul’unun sermaye ve siyaset ortamında yaşanan hızlı dönüşümlerin de etkisiyle yoğun bir baskı altında kaldığını söyleyebiliriz. Bu durum İstanbulluların kent hakkı ve kültürel hakları açısından önemli sonuçlar doğuruyor ve kültürel mirasın korunması meselesini de hak temelli yaklaşımlar üzerinden tartışmaya açıyor.

Beyoğlu’nu özgün kılan ve geçmişin izleri olarak kabul edilebilecek miras alanları; ihtiyaçlara cevap vermeyen planlar, uygulamalar, parçacıl çözümler ve büyük ölçekli projeler nedeniyle kaybolma tehdidi altında. Kültürel miras alanlarının bütünleşik değerlendirilmemesi, büyük ölçekli turizm yatırımlarının ve diğer projelerin kültürel mirasa zarar vermesi, toplumsal hafızanın kaybolması ve kültürel mirasın korunması için ihtiyaç duyulan yasal yönetsel süreçler ile finansal kaynak yetersizliği temel sorunlar olarak görülüyor. 

Beyoğlu’nun tarihsel süreci içerisinde geçirdiği dönüşümleri, aktarılan ve kesintiye uğrayan alışkanlıklarını, farklı formlara bürünerek devam eden çeşitliliğini, kapsayıcılığını ve özgürlük ortamını, kısacası Beyoğlu’nu oluşturan değerleri korumak ve hafızasını canlı tutmak için Hatırlayan Beyoğlu teması kapsamında evrensel hakları temel alan, bütüncül bir planlama yaklaşımı geliştirmeyi amaçlıyoruz.

ADİL BEYOĞLU

Beyoğlu geçmişten bu yana çok çeşitliliği ve kültürlülüğü ile kendini var etmiştir. Hiçbir zaman tek bir gruba ait olmayan, her dönem herkese ait olan çok yönlü bir yerleşimdir. Farklı kimliklerin, sınıfların, kültürlerin, dinlerin, yönelimlerin ve sosyal grupların varlığını sürdürdüğü Beyoğlu, bu farklı toplumsal grupların var olma ve yaşam mücadelesi verdiği, aynı zamanda bu sosyal çeşitliliğin de Beyoğlu’nu temsil ettiği ve özgün kıldığı bir yaşam alanı. Önemli kamusal alanları tarihsel mücadelelere sahne olan Beyoğlu, her zaman önemli bir merkez oldu. Sivil toplum kuruluşları, yerel inisiyatifler, mahalle dayanışmaları, kent savunmaları, sanatçılar, üreticiler Beyoğlu’nu ayakta tutan öznelerdir.

Son dönemlerde öne çıkan sektör turizm olsa da Beyoğlu tarihsel süreç içinde üretimin ve ticaretin de en önemli merkezlerinden biriydi. Küçük ölçekli zanaat üretiminin yanı sıra tersane gibi büyük çapta endüstriyel üretimin de var olduğu Beyoğlu’nda sektörel çeşitlilik zaman içinde azalma gösterse de varlığını sürdürüyor.

Beyoğlu farklı sosyo-ekonomik yapıya ve yoksulluğun derinleştiği bölgelere sahip olmasının yanı sıra büyük ölçekli turizm projelerinin odak noktasında olmasıyla aynı zamanda bir çatışma alanı. Kentin turizm ve kar odaklı değişim ve dönüşümünü hedefleyen projeler ile Beyoğlu’nda barınmaya, çalışmaya ve var olmaya çalışanlar arasındaki mücadele sürüyor.

Beyoğlu’nun tüm farklılıklarını kapsayan ve kentsel hizmetlere erişimde adil olmayı gözeten Beyoğlu Strateji Planı ile dezavantajlı grupların desteklenmesini, toplumsal kabul ve dayanışmanın geliştirilmesini amaçlıyoruz. Beyoğlu’nun her paydaşı, her katmanı, her kesimi için adil bir paylaşım ve erişim hedefiyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda hayata geçireceğimiz sosyal politikaları, planları ve kentsel hizmetleri Adil Beyoğlu teması altında değerlendiriyoruz.